Amasra
Amasra

Amasra çok uzun zamandır gitmeyi planladığım ;ama hep ileri attığımdan dolayı bir türlü gidemediğim bir yerdi ta ki cuma akşamı arabaya atlayıp bu yemyeşil liman kentine doğru yola koyulana dek.Kocaeli’den başlayan yolculuğumuz Düzce’nin kuzeyinden itibaren uçsuz bucaksız deniz manzarası,ormanlar ve akşama doğru tenha yollara inen tilkiler sayesinde oldukça eğlenceli geçti.

Amasra
Karadeniz

Amasra’nın tarihi milattan önce 9. yüzyıla kadar uzanıyor.İliyada’da o zamanlarda kurulu olan Sesamos isimli bir Hellen kentinden bahsediliyor.Amasra ismi ise Kraliçe Amastris’ten geliyor.Bu aynı zamanda şehri eski ismi.Tarihçi Strabon ise buranın Amazonlar tarafından kurulduğunu söylüyormuş.Fatih Sultan Mehmet Amasra’yı fethettiğinde buranın manzarasından etkilenmiş ve “Lala çeşm-i cihan(dünyanın gözü) bu mu ola?” demiş.Tepeden bakıldığında şehir cidden göze benziyor.Amasra aynı zamanda Barış Akarsu’nun memleketi.

Liman
Liman

Bartın iline bağlı olan Amasra; denizde bir ada,kuzeye doğru uzanan ve küçük bir köprüyle adaya bağlanan bir burun ve burnun etrafındaki 2 minik limanıyla oldukça tatlı bir yer.Ünlü Sveti Stefan adasına da oldukça benzediğini düşünüyorum.Bu manzarayı doyumsuzca izleyebilmek için aracınızla dağdaki Sinop yoluna girip kısa bir süre gitmeniz gerekiyor.Ben en güzel manzarayı izleyebilmek için yol kenarında apartmanlardan oluşan bir sitenin seyir terasına girmiştim 🙂

Amasra
Amasra
Amasra
Kayalıklardan çektiğim fotoğraf

Deniz dalgalı olduğu halde su oldukça berrak ve rengi harikaydı.Yaz sezonunda gelip denize girilebilir.Tek sorun bolca gördüğüm deniz anaları.Bu durum da Karadeniz ve Marmara Denizinde oldukça normal.Duyduğuma göre Amasra yazın oldukça kalabalık oluyormuş.Gelmeden önce otel ve restoranlara rezervasyon yapmak şart olabilir.Kasım ayında bile bazı restoranlarda zor yer bulduk.

Amasra
Kemere Köprüsü
Amasra
Adaya giderken

Yeme İçme Tavsiyeleri:

Sabah uyanınca sahilde sabah sporunuzu yapın,ardından Amasra Müzesi’nin yanında yer alan Türkan Hanım’ın Yeri’ne gidip köy kahvaltısı yapın.Biz yaptık çok beğendik.Çeşit bol,ürünler doğal ve taze,porsiyonlar büyük ve fiyatları uygun.Biz iki kişilik kahvaltı söyledik,üç kişi yedik ve hepimiz doyduk.Fiyat olarak toplam 45 TL ödedik.

Eğer paça çorbası seviyorsanız ara öğün olarak Selen ocakbaşı‘na uğramanızı tavsiye ederim.Çorbası bol etli ve enfes.

Amasra’ya gelip de balık yemeden dönmeyin.Zaten etrafta çok sayıda balık restoranı göreceksiniz.Biz seçimimizi çok sayıdaki olumlu tavsiyeyi göz önüne alarak Mustafa Amca’nın Yeri – Canlı Balık Restaurant‘tan yana kullandık.İyi ki de öyle yapmışız.Balıkları çok iyiydi.Ben şahsen hamsi pek sevmem; ama burada o kadar iyi yapmışlar ki ben bile bayıldım.Ayrıca küçük balıkların kılçıklarını da çıkarıyorlar.Kalamarları da yumuşacıktı.Yemeğin yanında şehrin ünlü Amasra Salatasını da denemeyi unutmayın.Salataya okuması zor isimli baharatlar,otantik soslar koyulmadığı halde bile çok lezizdi.Balıktan sonra ise tatlı olarak her balık restoranında bulamayacağınız ,balıktan sonra yemesi oldukça cüretkar olan Ballı manda yoğurdu yiyebilirsiniz.Adamlar bunu menüye koyduklarına göre ürünlerinin tazeliğine güveniyorlar.Balıkların porsiyonu genel olarak 20-30 TL civarında.Tatlı olarak buranın hemen yanında ,eski bir konağın önünde bulunan Konak Cafe‘ye gidip işletmenin kendi el yapımı dondurmalarını tadabilirsiniz.Özellikle çilekli olan on numara.

Amasra
Amasra Salatası
Amasra
Ballı Manda Yoğurdu

Eğer yaz sonu veya sonbaharda gelirseniz pazardan yada yol kenarı satıcılarından kocayemiş(dağ çileği) alabilirsiniz.Fiyatları büyük şehirlere oranla daha ucuz oluyor.

Amasra
Balıkçıların arda kalanlarından gününü kurtarmaya çalışan bir arkadaş.

Yapılacaklar:

Bu kadar yeme içme tavsiyesinden sonra biraz da hareket etmek lazım değil mi?Amasra oldukça küçük bir kent yürüyerek her yerini gezebilirsiniz.Teker teker şurayı gezin buraya gidin demeyeceğim.Zaten dolaşırken her yeri kendiniz göreceksiniz.Bu arada şehrin girişindeki küçük müzenin girişi ücretsiz tarihe ilgisi olanlar uğrayabilir.

Çevredeki koy ve adalara ana limandan tekne turları yapılıyor.Özellikle yazın geleceklere duyurulur.

Hediyelik alışverişinizi etrafı binalarla çevrili dar bir cadde olan Çekiciler Çarşısı‘ndan yapabilirsiniz.Özellikler ahşap ürünleri çok çeşitli.

Eğer köprü ve adanın deniz seviyesinden fotoğraflarını çekmek istiyorsanız müzenin yanındaki yoldan yürüyerek otobüs terminalinin ilerisindeki kayalıklara gidebilirsiniz.Manzara enfes.

Amasra
Gece vakti şehir
Amasra
Sahil
Amasra
Amasra Müzesi

YediGöller Milli Parkı:

Yedigöller

Yedigöller de uzun zamandır gitmek istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım bir yerdi.Dönüş güzergahımıza yakın olduğundan dolayı pazar günü Amasra’dan erken ayrılıp Kocaeli’ne dönmeden önce biraz da burada vakit geçirelim dedik.

Yedigöller
Renk Cümbüşü
Yedigöller
Azot Döngüsü

Bölgedeki göller kayan kütlelerin vadi ve akarsuların önlerini kapatması sonucu oluşmuş.Göller gerek yer altından gerek yer yüzünden birbirleriyle bağlantılılar.Parkta Büyük göl,Serin göl,Nazlı göl,Derin göl,Sazlı göl,Küçük göl ve İnce göl olmak üzere 7 adet göl bulunmakta.Bölgedeki en derin göl ise 20 metre derinliğiyle Derin göl.Ülkemizin ilk alabalık yetiştirme tesisi de bu bölgede kurulmuş.

Yedigöller

Her mevsim farklı renklere bürünen milli parkı, turuncudan kırmızıya kartpostalları aratmayacak renklerde görmek için kasım ayı gibi gelebilirsiniz.Ormanda yer alan kayın,gürgen,ıhlamur,kızılağaç,karaçam vb. envai çeşit ağacın yaprak döküm zamanları ve renklenmeleri farklı olduğundan, sizi gök kuşağı gibi rengarenk bir orman karşılayacak.Birde bu ağaçların göl yüzeyindeki yansımalarını düşünün…

Bolu
Yol Manzaraları

Yedigöller

Ortamda bu kadar çeşit ağaç ve bitki bulununca haliyle ziyaretçileri de bol oluyor.Bölge 100 den fazla kuş türüne ve karaca,geyik vb. hayvanlara ev sahipliği yapıyor.Aynı zamanda av sezonunda bazı göllerde ücret karşılığında balıkçılık da yapılabiliyormuş.Gökkuşağı alabalığı ve göl alası ise gölde yaşayan türlerden sadece birkaçı.

Yedigöller

Sadece göllerin bulunduğu bölge değil parka giden yollarda da manzara enfes.Biz gidişi Bartın üzerinden yaptık.Buradaki yol biraz bozuktu ve oldukça virajlıydı;ama etrafımızda sadece turuncudan kırmızıya çalan ağaçlar ve bizi hiç bırakmayan Devrek Çayı vardı.Dönüş için ise Yedigöller-Bolu yolunu kullandık.Bu yol ise asfalt,haliyle diğerine göre oldukça düzgündü.Yol boyunca irtifamız yer yer 1700 metrelere ulaştı.Hal böyle olunca bu tarafta ise yol boyunca bize çırılçıplak kalmış ağaçlar ve  karlı dağ manzaraları eşlik etti.Kasımın başı olduğu halde yol çok karlıydı.Hatta bir ara arabayı sağa çekip kartopu bile oynadık.Eğer araba sürmekten yorulursanız sobalı küçük çay bahçelerinde, karlı dağları karşınıza alıp çayınızı yudumlayabilirsiniz.Bu arada tahmin de edebileceğiniz gibi kışın Bolu-Yedigöller yolu kardan dolayı kapanıyormuş.

Yedigöller
Yedigöller’e giderken…
Yedigöller
Devrek Çayı

Yalnız size tavsiyem eğer imkanınız varsa buraya hafta içi gelin çünkü hafta sonları inanılmaz derecede kalabalık,yollar dar ve sonuçta çok fazla trafik oluyor.Stres atmak için gelip de trafikte gerilmeyin.Giriş ücretleri ise araba için 12 TL,otobüs için ise 45 TL.

Yedigöller
Bolu-Yedigöller yolundan manzaralar

Bölgeyi gezdikten sonra temiz hava doğal olarak karnımızı acıktırdı ve Bolu merkezde kısa bir mola verdik ve Mercan-i Restaurant‘a gittik.Yaklaşık 200 yıllık bir konağı restorana çevirmişler.Ortamı çok nostaljik.Ana yemekleri oldukça lezzetli ve porsiyonları büyük.Bolu mantısını deneyebilirsiniz.Yemeğimizi tahinli kabak tatlısı ve kahveyle taçlandırdıktan sonra ise eve doğru yola koyulduk.

Yedigöller
Dağ evleri

Yedigöller

CEVAP VER

Yorumunuzu girin
Adınızı girin