Çoban Teyze
Adadaki Çoban Teyze

Luxor’da, rehberimiz Elinour ile Aswan’a giden dolmuş durağına geldik.Hem daha ucuz olduğu için hem de halka karışırız diye Gobus tarzı büyük otobüsler yerine dolmuşla seyahat etmeyi seçmiştik; ama ne yazık ki turistlerin tek başına bu dolmuşları kullanmaları yasakmış,anca yanımızda rehberimizle kullanabilirmişiz.Hal böyle olunca gerisin geriye Luxor tren istasyonuna geldik.Elinour bizi Aswan trenine bindirdi ve içeride 10 Pound karşılığında biletlerimizi aldık.Bu trenlerin de sınıfları bulunuyor.Biz en düşük sınıfla seyahat ettik.Bu kompartmanda yabancılara pek alışık değiller.Hal böyle olunca trendeki kişiler bizimle baya ilgilendi,bol bol sohbet ettik.Bir ara Abdülaziz isimli bir amca yanımıza gelip yerli müzik aleti eşliğinde bize şarkılar söyledi,sonra bize de nasıl çalınacağını öğretmeye çalıştı ;ama pek becerebildiğimiz söylenemez.Nil nehrinin manzaraları eşliğinde 3-4 saatlik bir yolculuğun ardından Aswan’a vardık.Burası şehir olarak nedense daha çok hoşuma gitti.Daha bir ferah,daha bir gelişmiş geldi bana.

toaswan
Nil, yol boyunca bizi hiç yalnız bırakmıyor.
musician
Abdülaziz Amca

İlk iş olarak bir şeyler yemek için Mcdonalds’a geldik.Nil nehri manzaralı çok hoş bir şubeleri var insanın çıkası gelmiyor.Karnımızı doyurduktan sonra plan yapmaya başladık.Şimdi kalacak yer bulmamız gerekiyordu çünkü herhangi bir rezervasyon yapmamıştık.Çantalarımızı kapıp başladık teker teker otellere uğramaya ;ama şansımız pek yaver gitmedi.Şuanda sezon yüksek sezonmuş.Uğradığımız yerlerin çoğu ya doluydu ya da söyledikleri fiyatlar çok yüksekti.Hal böyle olunca biz de Couchsurfing denemeye karar verdik.Neyse benim ilk deneyimim olacaktı bu.Mısır kahvelerinde 1-2 saat vakit öldürdükten sonra ev sahibimizle buluştuk.Kırklı yaşlarında çekinik birine benziyordu.Merkezden arabaya atladık ve eve doğru hareket ettik.Üçümüz de stres altında olduğumuzdan dolayı yolda pek konuşmadık.Ev sahibi de çok konuşkan biri değildi.Neyse 10-15 kilometre kadar güneye gittikten sonra nehir kenarında tam böyle korku filmlerindeki gibi ıssız bir köye geldik.Nehrin dibinde arabadan indik.Tabi inanılmaz korkuyoruz,aramızda ne yapsak ne etsek diye konuşurken ev sahibi, evim nehrin ortasındaki Seheil Adasında demesin mi.Biz şok…Saat zaten gecenin kaçı olmuş,bu saatte birde adaya kürek çekmemiz gerekiyor.Acaba merkeze gidip tekrar otel filan mı baksak derken(tabi merkeze nasıl gideceğiz o da ayrı bir muamma) kendimizi kayıkta adaya doğru kürek çekerken bulduk.Yol boyunca kafalarda bir sürü felaket senaryosu…Neyse mesafe kısaymış 3-4 dakikada adaya vardık.Kayıktan inip kısa bir yürüyüşün ardından eve geldik.Evimiz 2 katlı oldukça otantik döşenmiş bir yerdi.Böylesini beklemiyordum.İçeride 1 tane havuz havuzun üstü çatıdaki açıklık sayesinde yıldızlara bakıyor.Etrafta bir sürü tarihi belgeler,heykeller,opera plakları,İtalyanca ve Fransızca kitaplar…Ev sahibimiz bize hemen hoş geldin içeceği getirdi ;ama tabi hiç birimiz içeceğimize dokunmuyoruz bile daha.Birlikte evi gezdik,sohbet etmeye başladık.Sonunda biraz rahatlayıp güven duymaya başlamıştık ve içeceklerimizi içtik.Evin bahçesinde tekne iskelesi filan var,çatısı da kocaman bir teras.3-4 gün burada kaldık ve bu süre boyunca Hong Kong’lu bir gezginden başka evde kalan olmadı.Ev sahibimiz farklı bir yerde kalıyordu, anahtarı bize verip keyfinize bakın dedi.Adamın finansal durumu oldukça iyiymiş,küçük bir de oteli varmış.İleride bu evi bir hostel tarzında işletmeyi düşünüyormuş.Sonuç olarak başlangıçta biraz korksam da ilk Couchsurfing deneyimim oldukça iyiydi.

Seheil Adası
Seheil Adası
Seheil Adası
Seheil Adası

Sabah erkenden kalkıp adanın en yüksek yerine çıkıp güneşin yükselişini izledik.Sonra hazırlanıp Philae Tapınağına gitmek için yoldan bir tuk-tuk çevirdik.Adama 20 Pound kadar para verdik ve kısa bir yolculuğun ardından adaya giden teknelerin olduğu yere geldik ve biletlerimizi aldık.Tapınak giriş ücreti tam:100 Pound,öğrenci ise 50 Pound(2018 ocak).Çanta arama vb. klasik güvenlik protokollerinden sonra içeri girdik.Tapınağa gitmek için buradan tekneye binmeniz gerekiyor ama söyle bir problem var:Tekneler taksi mantığıyla çalışıyor,yani tek kişi de olsanız 20 kişi de olsanız neredeyse aynı parayı veriyorsunuz.Hal böyle olunca tasarruf yapmak için çevredeki herhangi bir tur kafilesinin liderine gidip,”Biz de sizin gruptanmış gibi sizin tekneyle gidebilir miyiz?” diye sorun.Tur liderleri durumu bildikleri için sorun çıkarmıyorlar.(Verdiğiniz para da onlara kalıyor zaten.)Bu yöntemle resmen 10 kat filan kâr edebilirsiniz.Tabi dönüşü de onlarla yapmanız gerek.

Gün Doğumu
Gün Doğumu
philae
Tapınaktan Manzaralar

Philae Tapınağı:

Tapınak Eski Mısırlılar tarafından Osiris’in karısı ve Horus’un oğlu olan Tanrıça İsis için yaptırılmıştır.Tapınak,Aswan Barajı’nın inşası nedeniyle 1960 yıllarında sular altında kalmış.UNESCO’nun desteğiyle tapınağın olduğu yere,bu tarihi yapıyı sulardan kurtarmak için geçici bir baraj yapılmış ve tapınak blok blok kesilerek asıl inşa yeri olan Philae adasından Agilkia Adası’na taşınmış.

column
Philae Tapınağı
temple
Ana girişin sağ ve solundaki rölyefler İsis’i tasvir ediyor.

Efsaneye göre Osiris’i ve yönettiği imparatorluğu kıskanan kötülük tanrısı Seth,Kardeşi yani Osiris’i öldürmek için bir plan yapar.Plana göre içine sadece Osiris’in sığabileceği,değerli taşlarla süslü bir tabut yapar ve büyük bir yemek daveti verir.Yemekten sonra tabutu çıkarır ve içine sığan tanrıya bu tabutu hediye edeceğini söyler.Tabi bütün tanrılar denemeye başlar ;ama hiç biri içine sığamaz.Sıra Osiris’e gelince Seth tabutu mühürler ve onu Nil Nehrine atar.İsis onu bulur ve tam diriltirken Seth bir daha saldırır ve Osiris’in vücudunu onlarca parçaya ayırır ve parçaları Mısır’ın çöllerine atar.İsis tüm ülkeyi arar ve kocasının parçalarını teker teker bulup birleştirir.Onu mumyalayıp tekrar hayata döndürürler.Tabi bu sırada Osiris’in oğlu Horus da boş durmaz ve amcası Seth ile savaşıp babasının öcünü alır.Bu savaş sırasında Seth, Horus’un gözünü çıkarıp parçalamayı başarır.Horus bir parça hariç gözünün parçalarını bulup tamamlar.O kalan parça da bilgelik tanrısı Thoth tarafından tamamlanır ve ünlü Horus’un gözü doğmuş olur.Horus’un gözü oldum olası ilgimi çekmiştir.Bu sembol şekil olarak insan beyninin sagittal kesitindeki Korpus Kallozum,Talamus vb. yapılara neredeyse birebir benziyor.

nubiankid
Nübyeli Çocuk

Buradan sonra bir şeyler yemek için merkeze gittik.Merkezin ana turistik yerleri gayet hoş ama arka sokaklara gittiğiniz anda gerçek kaotik Mısır caddeleri karşınıza çıkıyor.Biraz dolaştıktan sonra Koshary El Safwa isimli gayet ucuz olan bir restoranda ülkenin oldukça popüler yemeklerinden Koshary yedik.Koshary; makarna,pilav,nohut,çeşitli baklagiller ve sosların harmanlanmasıyla oluşan karbonhidrat-baklagil bombası diyebileceğim türden bir Mısır yemeği.Karnımızı doyurduktan sonra bir Nübyeli olan ev sahibimizin de tavsiyesiyle Nübye müzesine gittik.Müze çok güzel tasarlanmış.İçinde kafanız hiç karışmıyor.Bir yerden giriyorsunuz,tek yön olarak her yeri gezip diğer yerden de çıkıyorsunuz.Ayrıca müzenin bahçesi de çok güzel tasarlanmış. Yorgunluğunuzu bu yemyeşil bahçede dinlenerek atabilirsiniz.

chaos
Kaos
Koshary
Koshary

Nübyeliler; günümüz Güney Mısır ve Sudan civarında yaşayan,tarihlerinin milattan önce 6000 yıllarına kadar gittiği düşünülen ve Sudan’daki piramitleri inşa etmiş olan bir etnik gruptur.Şunu da belirtmekte fayda var:Sudan’daki piramit sayısı Mısır’dan çok daha fazla.

nubianvillage
Nübye Köyü
Nübyeli Teyze
Nübyeli Teyze

Bir sonraki durağımız ise kaldığımız adanın hemen arkasında bulunan Nübye Köyü.Normalde buraya merkezden kara yoluyla gitmek için Aswan barajını geçmeniz gerekiyor ;ama biz Seheil Adasından sadece bir kayık yardımıyla kısa sürede köye ulaştık.Burası; kapılarında gerçek timsahlar asılı olan rengarenk Nübye evlerinin oluşturduğu,sokakları buram buram akgünlük reçinesi kokan oryantal bir köy.Evlerdeki sarı ve mavi renginin hakimiyetinden olsa gerek köye kayıkla yaklaşırken kendimi bir an için Yunan Adalarına yaklaşıyor gibi hissettim.Bölgede çok sayıda yöresel hediyelik eşya dükkanı ve aktar bulunuyor ;ama alışveriş yaparken çok iyi pazarlık yapmayı unutmayın.Mısır çay karışımlarından alabilirsiniz.

spicies
Baharatçılar
door
Rengarenk Kapılar

Köyü dolaştıktan sonra gün batımında Feluka turu yapmak için merkeze geldik.Nil boyunca yürüyüş yaparken Feluka satıcılarının onlarcası yanımıza gelip bize tur satmaya çalışıyordu.Biz de gözümüze kestirdiğimiz bir satıcıyla sağlam bir pazarlık yapıp 3 kişi 1 saatlik tur için 150 Pound’a anlaştık ve kendimizi Nil ananın sakinleştirici sularına bıraktık.Akşam üzeri havanın da hafif serinlemesiyle günün yorgunluğunu atıp keyif yapmak için harika bir fırsat oldu bu.

sunset
Feluka Turundan…
seheil
Seheil Adası

Tavsiyeler:

Seheil Adası’na yolunuz düşerse Famine Stela yani kuraklık dikilitaşına bir göz atın derim.Bu taş milattan önce 330. yıllarda, Firavun Zoser zamanında granit üzerine yazılmış ve 42 sütun boyunca hiyerogliflerle kuraklık ve kıtlık yılları hakkında bilgiler içeriyor.

Mutlaka Nil Nehri boyunca yürüyüş yapın.Şahsen Nil’in en sevdiğim kısmı buradaydı.

Para ile işiniz olan her konuda çok iyi pazarlık yapmayı unutmayın.

Yazın hava zaten çöl sıcağı o konuya hiç girmiyorum bile.Kışın ise gündüzleri 35-40 dereceleri çok rahat gördüm,geceleri ise dondurucu soğuk olabiliyor yani klasik çöl iklimi.Mutlaka dört mevsimlik kıyafet getirin.Ayrıca nem çok düşük,yanınızda dudak nemlendirici bulundurun.

Tren istasyonunun karşısındaki meydanın solunda yerli halkın takıldığı kahveler bulunuyor.Nane çaylarını bir tadın derim.

Aswan için 2-3 gün yeterli diyebiliriz.Tabi Abu Simbel Tapınağı hariç.

stela
Dikilitaş

Bir sonraki yazım Abu Simbel Tapınağı için takipte kalın…

Mısırla ilgili diğer yazılarım için tıklayın.

CEVAP VER

Yorumunuzu girin
Adınızı girin